Elena-Seninle Ya Da Sensiz 1. Bölüm

 

 

SENİNLE YA DA SENSİZ

ÖNSÖZ

 

Genellikle romanlarda ithaflar yapılır, fakat ben hikâyelerimde de bu yolu izlemeyi seçiyorum. Çünkü bana göre bir hikâye veya bir roman birileri için yazılırsa anlam kazanırlar. Tabi her roman, hikâye okuyucuya ithaf edilmiştir aynı zamanda ama dediğim gibi özel birileri için yazmak çok daha iyi yazmanızı sağlar. Çünkü ithaf ettiğiniz kişiye (Bu bir eşya bile olabilir bence kişi olması şart değildir) değer veriyorsunuzdur.

Bu hikâyem ilk değil. İlk hikâyemi de kimseye ya da bir şeye ithaf etmemiştim. Bu hikâyemi de kendime ithaf etmek isterdim. Fakat annem bana bencil biri olduğumu söyler. Bencil olmadığımı göstermek için bu hikâyemi anneme ithaf ediyorum. Bu hikâyeden ona bahsetmeyeceğim. İleride yazarlık hayallerimi gerçekleştirdiğimde zaten ona ithaf ettiğimi bu hikâyemi zaten öğrenecektir. Görüyorsun ya anne kızın hiç de bencil değil :)

 

“With Or Without You

See the stone set in your eyes

See the thorn twist in your side

I wait for you

 

Sleight of hand and twist of fate

On a bed of nails she makes me wait

And i wait without you”

                                U2

 

 

1.BÖLÜM – YENİ HAYATIM

Bilinmeyen geleceğime adım atarken, arkama bir kez baktım. Bütün sevdiklerim oradaydılar. Benim yakışıklı kardeşim, büyükannem, kardeşim yerine koyduğum çılgın kuzenim, en yakın dostum ve annem. Diğerleriyle çoktan vedalaşmıştım. Büyükannem her zamanki gibi ağlıyordu. Onun ağlamasına her zaman sinir olurdum. Onu ağlarken görmek kendimi tutmama engel oluyordu. Annemle birbirlerine hiç benzemezlerdi. Annem genellikle gülerdi. Bunca olaya rağmen kardeşim ve benim ayakta kalmamızı sağlayan da yine oydu.

İçimi bir an mutluluk hissi sardı. Bundan sonraki hayatımda böyle hissetmeyi umarak son kez onlara el salladım. Arkamı tekrar döndüm ve uçağa bindim. İlk kez uçağa biniyordum ve bu heyecanıma daha bir heyecan katıyordu. Yerime yerleştikten sonra mp3’ümü çıkardım ve en sevdiğim şarkıyı açtım. Bana güç vermesini umut ettim. Uçak kalkışa geçti ve biraz sarsıldı. Ama umursamadım çünkü ben o anda son kez yaşadığım şehri belleğime kazımaya çalışıyordum. Buna ben karar vermiştim ve büyük bir kız olarak bununla baş etmeliydim.

Uçak artık tamamen havalanmıştı ve ben bulutların arasında uçuyordum. Gün batmak üzereydi. Yeni evimden güneşin batışının nasıl görüneceğini merak ettim. O anda yine bir mutluluk dalgası geldi ve beni sarstı. Evet, ben mutluydum. Hayallerime yalnızca saatler kalmıştı. Bir gün ülkemden ayrılmak, güneşin batışını başka bir ülkeden izlemek,  başka bir ülkede eğitim görmek…  Fell’s Chuch… Burası küçük bir kasabaydı. Ben de buradan burs kazanmış ve lisenin son iki yılını burada okuyacaktım. Başka bir yer de olabilirdi gidebileceğim fakat burası olması benim için ayrı bir anlam taşıyordu. Gizemli sırrım…

Uçaktan indiğimde Helen beni karşıladı. Yanıma yumuşak bir öpücük kondurdu.

 “Hey, nasılsın bakalım tatlım,”

“Biraz heyecanlıyım,” dedim ve bana sıkıca sarıldı.

Helen, benim buradaki ailem gibiydi. Burada olduğum sürece onun yanında kalacaktım. Yanında kalacağım kişinin Helen olması beni mutlu ediyordu. Hem çok tatlı bir kadın, hem de hemen hemen bütün gün çalışacağı için ev bana kalacaktı. Bavullarımı beraber onun arabasına taşıdık. Tek söz etmeden sessizce arabaya bindik ve yeni evime doğru ilerledik.

Araba yavaşladı. Ev, tipik bir Amerikan eviydi. Bir bahçesi, garajı… Yine tek söz etmeden arabadan indik. “Tatlım, bavulları daha sonra taşırız” dedi ve beni belimden tutarak evin kapısının evine sürükledi. Kilidi açtı ve yine sımsıcak gülümseyerek bana “Evine hoş geldin” dedi. Ben de ona aynı şekilde güldüm ve eve beraberce girdik. Helen belimden tutarak beni odama götürdü. Ona bunun için fazlaca minnettardım.

 “Yalnızca biraz dinlen, kendine geldiğinde konuşuruz. Aç olmadığına emin misin bu arada?”

“Evet, kesinlikle eminim. Sadece dinlenmek istiyorum. Şimdiden her şey için teşekkür ederim.” Ben bunu söyleyince küçük bir kahkaha attı ve odanın kapısını kapattı. Kendimle baş başa kaldığımda aklımda yalnızca uyumak vardı. Uyandıktan sonra duş alabilirdim. Kendimi temiz çarşaflara ve yumuşak yatağa bıraktım. Aklıma annem geldi. Neyse ki Helen’in evine gelirken yolda aramıştım annemi. Zaten aramamış olsaydım da şimdi arayacak halim yoktu. Çarşafı üzerime çektim ve kendimi uykunun kollarına bıraktım.

Duş almak beni gerçekten rahatlatmıştı.  Ben uyurken Helen bavullarımı odama çıkarmıştı.  Bugün onları asla yerlerine yerleştiremeyeceğime karar verdim. Merdivenleri yavaşça indim. Helen mutfaktaydı. Ona gülerek;

“İyi geceler” dedim. Çünkü akşam olmuştu. Kim bilir kaç saattir uyuyordum.

“Uyuyan güzel acıktı mı bakalım?”

“Hem de nasıl!”. Ben de ona kocaman gülümsedim. Onun yanında insan kendisini gerçekten evindeymiş gibi hissediyordu. Masayı hazırlamasına yardım ettim ve birlikte yemeğimize başladık.  

Yemek yerken fazla bir şey konuşmadık. Hangi okula gideceğim belliydi. Burslu olarak okuyacaktım. Bunu başarmak benim için oldukça önemliydi zira anneme yük olmak kesinlikle isteyebileceğim en son şeydi. Helen gideceğim lisenin eyaletteki en iyi liselerden biri olduğunu düşünüyordu. Bu küçük kasabada olması önemli değildi. Bu kasabayı seveceğime dair içimde bir his vardı.

Helen’in çalıştığı günleri evde tek başıma geçirdim. Bahçeyi suladım, temizlik yaptım, kitap okudum… Helen’in çalışmadığı günlerde ise birlikte kasabayı ve eyaleti gezdik. Giderek daha fazla ısınmaya başlıyordum buraya. Okullar açılana kadar bol vaktim vardı. Zira okullar açıldıktan sonra dinlenmeye pek vakit bulamayacağımı düşünüyordum çünkü daha fazla çalışmam gerekecekti. Burs kazanmış olabilirdim ama bu bursu kaybetme riskimi unutmamalıydım. Bu konuda pek bir sıkıntı yaşayacağımı da düşünmüyordum. Çünkü derslerle aram her zaman çok iyi olmuştu. Umarım yeni hayatımda da bu çalışkanlığım beni yarı yolda bırakmazdı. Umarım… 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !