Elena-Seninle Ya Da Sensiz-2. Bölüm

 

 

2. BÖLÜM-ASHLEY

 

            Sabah erkenden kalktım. Elimi yüzümü yıkadım, dişlerimi beyazlayana kadar fırçaladım. Kalbimin atışını duymamaya ve adrenalinin damarlarımda dolaşmasını hissetmemeye çalışıyordum. Çok heyecanlıydım.

            Ne giyeceğime gece yatmadan önce karar vermiştim. Saçlarımı da planladığım gibi topladım. Saçlarım belime geliyordu. Uzatmak için çok emek vermiştim. Saçlarım uzunken kendimi daha iyi hissediyordum. Hazırlandıktan sonra aşağıya indim. Helen kahvaltıyı hazırlanıyordu. Beni görünce uzunca bir süre baktı ve “Ne kadar güzel olmuşsun” dedi. Gülümsedim ve “Teşekkür ederim. Senin kadar olamasam da…” dedim. Kahkahamı bastırıyordum aslında. Bu sözü beni çok mutlu etmişti. Normal zaman olsa bu iltifatı bu kadar önemsemezdim. Fakat bugün dünyadaki bütün iltifatları duymaya ihtiyacım vardı.

            Kahvaltıyı ettikten sonra Helen beni arabasıyla okula bıraktı. Ona, buna gerek olmadığını söylesem de beni dinlemedi. Buradaki çocukların büyük bir kısmı kendi arabalarıyla okula gidiyorlardı muhtemelen. Kendimi onların yanında küçük bir çocuk gibi hissetmek istemiyordum. Zaten ev, okula çok yakındı. Sadece bugüne mahsus bir şeydi Helen’in beni okula bırakması. Yarından itibaren kendim yürüyecektim.

            Okula yaklaştığımızda kalbim iyice atmaya başladı. Heyecanımı bastırmaya çalışıyordum. Daha önce birçok ortam değiştirmiştim. Fakat bu farklıydı. Başka bir ülkede ilk kez oluyordu.

            Helen beni bıraktı ve ben de sekreterlerin odasını aramaya başladım. Koridorlarda birbirleriyle konuşan, kavga eden, sadece bir yerlere yetişmeye çalışan birçok öğrenci vardı.  Uzun koridorun sonunda sekreter odasını gördüm. Odada iki kadın bilgisayarlarının başında oturuyor, işleriyle ilgileniyorlardı. Birinin saçları küt, diğerinin ki ise uzundu ve atkuyruğu yapmıştı. Ona yaklaştım ve yeni öğrenci olduğumu söyledim. Bana baktı ve adımı sordu.

“Defne …”

Bana bir kâğıt uzattı ve bir de okulun minik bir haritasını verdi. Teşekkür ettim ve çıktım. Koridorda daha önce gördüğümden daha fazla öğrenci vardı. Şimdi koridor çok daha küçük göründü. Aslında küçük olmadığına emindim. Ders programıma baktım. İlk ders trigonometriydi.  İçimden 

“Lanet olsun”, dedim.

Çünkü matematik ve türevlerinden nefret ediyordum. Bir de ilk günüme bu dersle başlamak sandığım gibi bir başlangıç yaratmayabilirdi.  Ama eninde sonunda bu derse girecektim zaten. Bunu kafamdan atmaya çalıştım. Trigonometri sınıfını aramaya başladım. Bir haritaya bakıyor bir de etrafıma bakıyordum. En sonunda buldum ve içeriye yavaşça girdim. Kendime arka sıralarda bir yer buldum ve oturdum. Az sonra sınıf tamamlanınca, adının Mr. Smith olduğunu öğrendiğim trigonometri öğretmeni sınıfa girdi. Kısa boylu bir öğretmendi ve hafif keldi.

            Konu anlatmaya başladı. Ben de not defterimi ve kalemimi çıkartarak not almaya başladım. Ders sakin geçti. Kimileri aralarında konuşup, gürültü ediyordu kimileriyse dersi dinliyordu. Mr. Smith birkaç soru ödev verdi. Fark edilmemiş olmanın sevincini yaşıyordum. Birkaç kişi arkalarını dönüp bakmışlardı tabi ama bu önemli değildi. Öğretmenin beni kendimi tanıtmaya zorlamasından korkuyordum.

            Bir sonraki dersimin olacağı sınıfı da haritadan yararlanarak buldum. Yine arkalarda bir yer seçmiştim. Ama bu sefer korktuğum başıma geldi. Mrs. Steveny beni fark etti. Adımı sordu ve ona söylediğimde:

            “Defne, mitolojide Apollon’un peşinde koştuğu Daphne’dir sanırım biliyorsundur” dedi ve göz kırptı.  Bildiğimi söyledim ve bu kadının iyi biri olduğu kanısına vardım. Ben yerime otururken:

            “Bu konuyla ilgili araştırma yapmanı istiyorum” dedi.

            Ders zili çaldı ve ben sınıftan çıkarken benim boylarımda bir kız yanıma geldi ve bana:

            “Merhaba, ben Ashley” dedi. Sarı saçlı, beyaz tenli çok güzel bir kızdı. Ben genellikle sarışın kızları şımarık bulurdum. Ama bu kız çok sempatikti ve kendini beğenir gibi bir havası da hiç yoktu. Arkadaş olabileceğimizi söyledi. Bu teklife sımsıkı sarıldım. Çoğu dersimizin aynı olduğunu öğrendik. Kalan günün birçoğunu onunla birlikte geçirdim.

            Okul çıkışı eve yürüyerek gittim. Helen’in bana verdiği anahtarla eve girdim. Üstümü değiştirdikten sonra akşam için yemek hazırlamaya karar verdim. Mutfağa indiğimde cep telefonum çaldı. Arayan Helen’di.        

            “Hayatım, okuldaki ilk gününü bana akşam yemeğinde anlatmanı istiyorum. Seni yemeğe götüreceğim akşam için.”   

            Ben de bunun üzerine yemek hazırlamaktan vazgeçiyorum ve dinlenmek için odama çıkıyorum.

            Helen, eve geldiğinde yemeğe çıkıyoruz ve ona ilk günümd

 

en ve Ashley’den bahsediyorum. Ashley lisedeki öğretmenlerden birinin kızıymış. Mrs. Steveny’nin Ashley’in annesi olduğunu anlıyorum hemen. Çünkü birbirlerine çok benziyorlar ve ikisi de gerçekten çok sıcakkanlılar.

            Eve erken dönüyoruz. Ben de ailemle telefonda konuşuyorum ve birkaç ödevimi yaptıktan sonra yatağıma oturup günlüğüme yazıyorum. Ardından da yatağa kendimi bırakıveriyorum. 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !