Elena-Seninle Ya Da Sensiz- 3. Bölüm

 

3. BÖLÜM- DOST

            Burada zaman çok çabuk geçiyordu. Buraya geldiğimden beri dört ay geçmişti. Bu süre içinde Ashley ile iyi birer arkadaş olmuştuk. Zamanımızın çoğunu birlikte geçiriyorduk. Kendimi çok şanslı hissediyordum. Çünkü Ashley, tatlı,  sevecen ve ne istediğini bilen bir kızdı.

            Çarşamba gününün son dersinden çıkarken Ashley sınıfın kapısına geldi.

“Hey, selam! Günün nasıl geçti bakalım Daph?”. Ona küçük bir kahkahayla karşılık verdim ve:

            “Yalnızca bir ders önce görüştük Ash!”. Bana kocaman mavi gözlerini açıp gülümsedi. Ardından da sarı saçlarını sallayarak bana:

“Bugün sinemaya gidelim mi birlikte?

“Tabi ki olur. Hadi hemen gidelim!” Birbirimize tekrar gülümsedik ve okuldan ayrıldık. Sinemaya gideceğimi önce Helen’e bildirmem gerekiyordu. Ash ile sözleştik ve ayrıldık. Ben eve yürüyerek gittim. Ash arabasıyla uzaklaştı. Kasabanın uzağında oturuyordu ve araba onun için bir zorunluluktu.

Kapıyı anahtarımla açtım ve içeri girdim. Odama çıkıp çantamı bir kenara bıraktım. Helen’i aradım ve ondan izin aldım. Tabi ki de benim isteğimi kırmadı ve kabul etti. Telefonu kapattıktan sonra üstümü değiştirdim. Oldukça açtım fakat Ash ile birlikte yeriz diye düşündüm ve mutfağa girmedim bile. Tam ben hazırlandığımda, Ash korna çaldı, sinemaya da onun arabasıyla gidecektik. Beklemekten ve bekletilmekten hoşlanmadığım için hemen kendimi dışarı attım. Hava henüz kararmamıştı. Biz sinemadan dönerken büyük ihtimal kararacaktı hava.

Film, beklediğimden de güzeldi. Bir aşk filmiydi. Ben tercihimi Karayip Korsanları gibi çılgın ve daha heyecanlı filmlerden yana kullanırdım ama bu film de hoşuma gitmişti. Sinemadan çıktığımızda henüz çok geç değildi ve birlikte yemek yemeye karar verdik. Pizzacıya girdik, kendimize en uygun gelebilecek yeri bulduk ve oturduk.

                         Yemek yerken bir yandan da film hakkında konuşuyorduk. Ash:

“Gerçek aşk hikâyelerine bayılıyorum ve bu filmde harikaydı, iyi ki gelmişiz. Sen ne dersin?”

“Aslında… Sanırım bu tür filmler bana göre değil. Çünkü bana göre gerçekten aşk diye bir şey yok!”

Ashley, üzüntüyle bana baktı. Sanırım aşk konusunda konuşmak istiyordu ve ben onun lafını onun ağzına tıkmıştım.                                                                           

“Bence yanılıyorsun. Gerçekten aşk olmasa bu kadar film yapılır, kitaplar yazılır mıydı?  Ya da insanlar deli gibi onun peşinde koşar mıydı?”

“İşte bence sorun da tam burada başlıyor. Çünkü insanlar olmadığı için aşka bu kadar âşıklar” Ashley, bana tekrar hayal kırıklığına uğramış gibi baktı ve sustu. Kalbini kırmış olabileceğimi düşündüm ve:

“Ee, ailenden, kendinden bahsetsene biraz. Gerçi böylede erkek arkadaşınmışım gibi oldu ama!” dedim ve güldüm. O da bana güldü ve:

“En sevdiğim renk açık mavi, çünkü gördüğün gibi gözlerim açık mavi” , dedi ve gözlerini kocaman açarak devam etti:

“Matematik derslerinden nefret ediyorum, esmer erkeklere bayılıyorum, köpeklerden çok korkuyorum…” düşünürmüş gibi yaptı ve

“ Sabahları erken kalkmaktan nefret ediyorum!” dedi. Ardından da:

“Ama zaten bunların birçoğunu biliyorsun, aileme gelince… O konuda anlatılacak pek bir şey olduğunu sanmıyorum. Annem öğretmenlerimden biri ve babam da bir gazeteci.”

“Seni gayet iyi tanıyorum. O yüzden bana ailenden bahset. Bana onlar hakkında pek bir şey anlatmıyorsun. Hadi!”

“Demek beni o kadar iyi tanıyorsun ha?” dedim ve kocaman gülümsedim. Biraz düşündüm ve:
“Ben annem, kardeşimle birlikte yaşıyorum. Babamı iki yıl önce kaybettim.” Ash, şaşkınlıkla yüzüme baktıktan sonra “Üzgünüm” dedi. “Bunu daha önce söylemediğim için üzgünüm. Yani biz seninle iyi birer arkadaş olduk ve… Ama bunu kimsenin bilmesini istemedim, tabi şu ana kadar” dedim ve Ash:

“Elbette, seni anlıyorum. Ayrıca bunu kimseye söylemek zorunda değilsin. Ben de kimseye söylemeyeceğime söz veriyorum yani sen istemedikten sonra.” Biraz durdu ve tekrar konuşmaya başladı:

“Sanırım ayrıca biz artık iyi birer arkadaş olmanın dışında iyi bir dost olmaya doğru ilerliyoruz. Ne dersin?”

“Ben de tam onu düşünüyordum”. İkimiz de birbirimize gülümsedik.

Ashley beni eve bıraktı. Eve girdiğimde Helen işten gelmişti. Birbirimize gülümsedik. Helen, benim ikinci dostumdu. Bir zenciydi ve onunla zenciler ve onlara yapılanlar hakkında konuşmayı seviyordum. Hiçbir zaman onlara yapılanlar için beyazlardan nefret etmediğini ve onlara kin beslemediğini anlattı. Benim bu konuda duyarlı olmam da onu sevindiriyordu. Ona Ashley ile neler yaptığımızdan bahsettikten ve iyi geceler diledikten sonra odama çıktım. Neyse ki yarına bir ödevim yoktu. Dişlerimi fırçalayıp üstümü değiştirdikten sonra, yatağıma uzandım günlüğüme bir şeyler karaladım ve uykuya daldım. 

 

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !